cemadrian.yetkin-forum.com
 
AnasayfaAnasayfa  TakvimTakvim  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Burak Bulut

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
TunceR
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 94
Kayıt tarihi : 06/09/08

MesajKonu: Burak Bulut   Paz Eyl. 07, 2008 9:50 am

Cem Adrian: 7 Oktavlık Mucize!

Spot: Müzik dediğimiz şey, insanlara bir şey hissettirmek için hislerin paketlendiği bir şeydir. Ben böyle hissettim, böyle kaydettim ve sundum. Tam olarak o dönem yaşadığım duyguları yansıtan 'Ben Bu Şarkıyı Sana Yazdım'a lüks bulaştırmadım. Daha lüks bir ortamda kaydedip insanlara daha iyi bir pakette sunmak yerine insanlara alın işte en doğal müzik, size verebileceğim en doğal şey budur diyorum.

Edirne'deki çocukluğunuzda müzikle aranız nasıldı? İlkokulda, ortaokulda müzik hocalarınızın özel öğrencisi konumunda mıydınız?

Kesinlikle öyle değildi. Ben orta ikide müzikten kaldım. Flüt çalamazdım, enstrüman çalamıyordum. Ama çok iyi bir dinleyiciydim. İlkokul dördüncü sınıftan itibaren albüm kapakları tasarlardım kendi kendime, albüm konseptleri hazırlardım. Ortaokulda radyo kanalları sıklaşmaya başladığında bir buçuk yıl radyoculuk yaptım. Sonra ara verdim. Sonra da altı yıllık bir radyoculuk deneyimim oldu. Ortaokul çağlarında ablam Madonna falan dinlerdi, ilk aldığım albüm Michael Jackson'un albümüydü. O dönem çok alternatif isim yoktu, zaten Türkiye'de hiç isim yoktu. O altı yıllık radyo programcılığı yaptığım dönemde gece programı yapıyordum. Gece dörtten sabaha kadar da yalnızdım.

Bu yıllar lise yıllarına mı denk geliyor?

Lise bittikten sonra, ben kredi sistemin olduğu yıllar liseyi iki buçuk senede bitirdim. Radyoculuğa başladım. Üniversite falan düşünmedim zaten.

Neden?

Edirne ili içerindeki konservatuarda yalnızca piyano ve enstrüman eğitimi vardı. Şan eğitimi yoktu. Ben de o dönemlerde şehir dışında okuyamazdım. Edirne'de kalmam gerekiyordu. Yapmak istemediğim bir iş için okul okumak da istemedim. Açık öğretimde okuyorum şuan, Halkla İlişkiler Bölümü öğrencisiyim. Tabii bu farklı nedenlerle, takdir ediyorsunuz ki. Bunun dışında üniversite sınavına girdiğimde çok yüksek bir puan aldığımı hatırlıyorum. Girebileceğim bir çok bölüm vardı ama okumak istediğim bir alan yoktu. Konservatuarın da bana vereceği çok şey olduğu düşünmeğimden ısrarlı değildim.

Konservatuar konusunda İstanbul'a gelince bir şeyler yaptınız mı?

İstanbul'a geldiğimde Yıldız Teknik Üniversitesi'nin sınavlarına katıldım. Ama orda beni kimse beğenmedi. Ben müzik yapmak istiyordum. Kendi yöntemlerimi geliştirdim. Bilgisayar müziği kullanmadan, her şeyi analog kaydederek şu andaki albümü kaydettim.

Albüm radyoda kendi yaptığınız doğal kayıtlardan oluşuyor.

Evet. Edirne'de çalıştığım radyoda gece saat dörtten sabaha kadar Md kayıt cihazı ile kayıt yaptım. Düşünün, gece dörtten sonra sabaha kadar, besteci sizsiniz, aranjör sizsiniz, söz yazarı sizsiniz, tom mayster sizsiniz ve elinizin altında kocaman bir müzik arşivi var. Çok eski bir şarkının davullarını alıp onlar üzerinde biraz oynayıp kendi davullarımı oluşturuyordum. Bir başka şarkının neyini alıp kendi şarkımın altyapısına koyuyordum. Böyle yöntemlerle albüm oluştu.

O kayıtları yaptığınız dönemlerin ardından İstanbul'a gelmeye karar verdiniz, sanırım müzik koşullarını iyileştirmek amacıyla...

Edirne'de yapacak bir şey kalmamıştı, elimde kendi kaydettiğim yüz elli kadar şarkı vardı. Bunları birilerinin duyması gerekiyordu. İstanbul'dan arkadaşım Serkan Erdoğan'la bir grup kurmaya karar verdik. Mystica adlı grubumuzla içinde dansın da olduğu, etnik müzik yaptığımız bir gösteri yapıyorduk. Ama aslında ben buraya bunun için gelmemiştim. Ben buraya müzik adına gelmiştim. İstanbul'a gelişim biraz denize atlamak gibi oldu. Kara vardır, bulurum mutlaka diye yüzmeye başladım. Bu bir buçuk yıl kadar sürdü ve o sırada başka küçük adalara da uğradım.

Popstar'a katılmışsınız mesela...

Evet, Akademi Türkiye ve Popstar yarışmalarına katılmıştım. Yarı zamanlı fal bakıyordum bir yerde. Elimde cd ile Yıldız İbrahimova'ya gittim. Kadın "ben sizle uğraşamam" dedi. Bunu ilk defa size söylüyorum.

Yıldız İbrahimova sizi ilgili bir yere yönlendirmedi mi?

Hayır, "ben sizle uğraşamam" dedi. O dönem özel bir üniversitede bir hocaydı. Benim sana ders verebilmem için buraya girmen gerekiyor dedi. Ben ders alacak olsam zaten o özel üniversiteye parasını öder, öyle çıkardım karşısına. Bu tür şeyler de kırdı beni.

Bir dönem Umay Umay'a 'back vokal' yapmışsınız..

'Back vokal' yapmadım, Umay'ın albüm projesinde çalıştık birlikte. O albüm çıkmadı daha. Umay yakın arkadaşım. Albümü için birkaç şarkı vermiştim ama yayınlayacak mı bilmiyorum. Umay çabuk fikir değiştiren biridir.

Bunun dışında muhbirlerimizi devreye sokarak sizin arabesk şarkılara söz yazdığınızı da öğrendik.

O çok komik. Dedim ya, bu noktaya ulaşırken ben şansımı deniyorum insanlar kapıları kapatıyor. Ne yapacaksınız yolunuzu bulmak zorundasınız, İstanbul zor bir şehir. Ev arkadaşım bu işi yapmaya çalışıyordu. Abuk, sabuk sözler yazıyorduk ticari projeler için.

Bilinen arabesk şarkıcıların albümlerinde hiç var mı sözleriniz?

Yok. Gerçekten. Ama o sözleri saklıyorum, ileride belki kullanırız.

Tüm bu denemeleriniz sırasında fal baktığınız kafeye Demet Sağıroğlu geliyor.

Evet benim fal baktığım yere Demet Sağıroğlu menajeri tarafından fal baktırmaya zorla getiriliyor. Ben de uzun süredir Demet'e şarkı vermek istiyordum ama Demet'le nasıl irtibata geçeceğimi bilmiyordum. Sonra ben anlattım, şöyle bir sesim var, şöyle bir şarkım var dinlemek ister misiniz diyerek hazırladığım cd'yi Demet'e verdim. O da sağolsun Fazıl Say'a iletmiş. Fazıl Say aradı, "şarkılarınızı dinledim, bir yemek yiyebilir miyiz" dedi. Ben o gece 'google' a Fazıl Say yazıp, kaç albümü var, ne yapmış ne ediyor hepsini öğrendim. Klasik bestekârlara baktım belki bana sorar diye. Akademilerden böyle bir önyargı oluştu bende çünkü. Ama karşımda akademilerdekinden çok farklı bir adam buldum. Sen müzisyensin, senin müziğinin kaynağı ne diye sordu. Eğitim almam gerektiğini söyledi. Ben ona başka şarkılarımı da verdim ve olay farklı bir boyuta ulaştı. Çünkü o benim sesimi sadece soprano tonunda dinlemişti, sesimin diğer tonlarını da dinleyince senin eğitilmesi gereken bir sesin var dedi. Daha sonra Ankara'da şu andaki hocalarım İbrahim Yazıcı ve Oylum Tirol'la tanıştım.

İbrahim Yazıcı "Cem Adrian gibi bir yetenek dünyaya bin yılda bir gelir" diyor

Onu Fazıl Say'a söylemiş, ben direk duymadım. Ama Oylum Tirol ses aralığın inanılmaz dedi. Oylum Hoca'nın her zaman altını çizdiği şeyi burada söyleyeyim. Sesimin kaç oktav olduğu tartışmaları; 6,5 mu, 7 mi yoksa 4 mü?. Benim sesim 4,5 ile 5 oktav arası diğer sesler yani 7 denilen şey, sadece teknik olarak şarkılara verdiğim ince çığlıklar, hırıltılar. O seslerle şarkı söylemiyorum, sadece şarkıların altlarını dolduruyorum. Ama öyle bakılacaksa evet o kadar ses aralığına sahibim. Bu aralıkta şarkı söylemek imkânsız zaten. Bu ses aralığının önemi, bir soprano ya da basla aynı rengi verebilmem.

Öğretim hayatının belirli kalıpları oluşu, üstün yetenekli, yaratıcı kimi bilim adamı ve sanatçıların kötü okul yılları geçirmesine sebep olmuş. Bilkent Üniversitesi'nin üstün yetenekli bir öğrencisi olarak, eğitim hayatıyla ve hocalarınızla bir sorun yaşıyor musunuz?

Ben dengeli gidiyorum. İyi ki şu anda eğitim görüyorum. En başında eğitim alsaydım bunun böyle olmayacağını düşünüyorum. Çünkü ben hayatın içinde büyüdüm. Bu birçok iyi eğitim almış kişinin aradığı şey ama artık doğala inemiyorlar. Çünkü akademik eğitim çok fazla kuralları olan, pek dışına çıkamayacağınız bir şey. Ben şimdi aldığım için memnunum.

Üniversite öğrencisisiniz Bilkent'te. Öğrencilik, kampüs yaşamı nasıl gidiyor?

Ben özel statüdeyim. Şimdi ben onlara yetişmeye çalışıyorum bir bakıma. Nota bilgim yok, İngilizce'm iyi değil. O yüzden onlarla ortak ders yapamıyorum. Özel dersler alıyorum. Bazen onların koro derslerine katılıyorum. Onlarla iyi anlaşıyoruz.

Albümde genellikle kendi besteleriniz var, üçünün dışında ?

Evet, Summertime, Uzun İnce Bir Yoldayım, Kimler Geldi Kimler Geçti, kendi bestelerimin dışında albüme aldığım şarkılar. Diğer tüm şarkılarda söz – müzik – aranje bana ait.

Albümünüzle ilgili tepkiler arasında sanırım en sık yapılan eleştiri albümün Edirne'deki radyoda yaptığınız doğal kayıtlardan oluşması ?

Neden doğal kayıt kullanılmasın ki, ne eksiği var. Müzik dediğimiz şey, insanlara bir şey hissettirmek için hislerini paketlediği bir şeydir. Ben böyle hissettim böyle kaydettim ve sundum. Buna daha fazla lüks bulaştırmadan, o dönem içerisinde ve tam olarak o dönemin duygularını yansıtıyor 'Ben Bu Şarkıyı Sana Yazdım'. Daha lüks bir ortamda kaydedip insanlara daha iyi bir pakette sunmak yerine insanlara alın işte en doğal müzik, size verebileceğim en doğal şey budur diyorum. Bunun kötü olabilecek hiçbir tarafı yok. Bence çok cesur bir davranıştı. Bu aslında Fazıl Say'ın teklifiydi, ben de onayladım. Ben sesimi daha iyi sunmaya çalışmıyorum. Duyguyu sunmaya çalışıyorum. Sesimi daha iyi sunmak isteseydim giderdim daha iyi bir stüdyoda kayıt yapardım. Ama ben sesi değil müziği sunmak istiyorum.

İkinci albümünüzde, herkesin sizden beklentisi daha fazla olacak. İkinci albüm için çalışmalara başladınız mı?

Albüm fikir olarak hazır aslında, yurt dışı konserlerimden sonra tam kararımı vermek istiyorum. İnsanların beklentileri ile paralel düşünmüyorum ama.

İkinci albüm için yurt dışına özel bir planınız var mı?

İkinci albüm yurtdışında çok büyük ihtimal yayınlanacak. Yaklaşık on konserim olacak yakında yurt dışında. Bunlardan bir tanesi Montreal Caz Festivali, çok önemli isimler var orada. İkinci albümün Türkçe mi yoksa İngilizce olacağı konusunda yurt dışındaki konserlerden sonra karar vereceğim.

Herkes sizin geleceğiniz hakkında konuşuyor, oysa siz bir dönem falcılık yaptınız. Kendi falınızda ne görüyorsunuz?

Ben faldan emekli oldum. Şu anda Türkiye'nin en şanslı müzisyenlerinden biriyim, çünkü istediğim müziği yapmak için yeterli olanağa artık sahibim. Gelecek içinde yine bu şansımın devam edeceğini düşünüyorum. Ticari ve popüler olan, yapay müziğin içinde veya yakınında asla yer almayacak bir insan olarak görüyorum kendimi.




Burak Bulut
08.07.2006
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://cemadrian.yetkin-forum.com
 
Burak Bulut
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Cem Adrian :: Cem Adrian+ :: Röportajlar - Basın-
Buraya geçin: